Inline image

New York çıkışlı TELOCH VOVIN için "Towards The Inevitable", black metalin saldırganlığını genişletmeye çalışan bir albümün ötesinde; kaotik yoğunluğu ritüelistik ve senfonik katmanlarla yeniden organize etmeye çalışan bir çalışma. Albümün merkezindeki fikir, geleneksel black/death metal yıkıcılığını ambient, doom ve klasik müzik dokularıyla birleştirmekten çok, bu farklı bileşenleri aynı çürüme estetiği içinde eritmek üzerine kurulu. Ancak albümün asıl karakteri, bu fikirlerin ne kadar “büyük” olduğundan ziyade, ne kadar düzensiz ve kontrolsüz uygulanmayı tercih ettiğinde ortaya çıkıyor.

Inline image

Açılıştaki 'His Creation Reversed', elektronik uğultular ve tehditkâr atmosferik geçişlerle doğrudan bir hazırlık sekansı gibi çalışıyor. Asıl yapı 'The Rite Ov The Harvest Pt 1: The Rite Ov The Reaper’s Blade' ile belirginleşiyor: ince ama keskin tonlu gitarlar, aşırı tiz yüklenmiş prodüksiyon nedeniyle zaman zaman riflerin fiziksel ağırlığını törpülüyor. Albümün miks tercihleri burada iki taraflı bir sonuç yaratıyor. Bir yandan gitarların kirli ve kontrolsüz karakteri materyalin nekrotik hissini destekliyor; diğer yandan özellikle hızlı pasajlarda rifflerin birbirine yapışmasına neden olarak kompozisyonların ritmik omurgasını bulanıklaştırıyor. TELOCH VOVIN’in kaosu sterilize etmeme konusundaki bilinçli tercihi hissediliyor, fakat albüm zaman zaman bu hamlığı yapısal netliğin önüne koyuyor.

Vokal yaklaşımı da aynı doğrultuda ilerliyor. Yüksek perdeli black metal çığlıkları ile guttural vokaller arasındaki geçişler klasik black/death hibritlerinden tanıdık olsa da, burada amaç kontrast yaratmaktan çok sürekli bir saldırı yoğunluğu üretmek. Özellikle 'Samael - Lord Ov The Second Death'te kullanılan ilahi benzeri pasajlar, grubun okült estetiğini yalnızca lirik düzeyde bırakmıyor; parçanın ritmik temposunu yavaşlatıp gitarların daha törensel bir hareket alanı kazanmasını sağlıyor. Buradaki doom etkisi riflerin yapısında hissediliyor: tremolo merkezli saldırganlık yerini daha geniş aralıklı, sürünen ve çözülmeyi geciktiren akor dizilerine bırakıyor.

Albümün dikkat çekici taraflarından biri de bas gitarın miks içinde alışılmadık ölçüde görünür olması. Özellikle 'A Dirge To The Death Ov Life, Love And Hope Pt 2'de basın taşıdığı düşük frekanslı ağırlık, gitarların incelmiş tonunu dengeleyen esas unsur hâline geliyor. Parçanın yer yer amatör hissedilen geçişleri ve dağınık akışı aslında grubun tamamen kontrol odaklı bir kompozisyon mantığıyla çalışmadığını gösteriyor. Bu durum bazen parçaların dramatik kırılmalarını güçlendiriyor, bazen de fikirlerin tam gelişmeden terk edildiği hissini yaratıyor.

Albümün en önemli meselesi ise kuşkusuz yaklaşık on altı dakikalık 'Panzer Fist'. Black metal uzun süredir senfonik düzenlemeler kullanıyor, ancak TELOCH VOVIN’in yaklaşımı geleneksel “epik arka plan” mantığından biraz farklı işliyor. Viyola, keman ve çello katmanları burada yalnızca atmosfer üretmek için kullanılmıyor; parçanın dinamik yön değişimlerini belirleyen yapısal araçlar hâline geliyor. Özellikle savaş alanı efektleriyle açılan ilk bölümde gitarların makineli tüfek ritmiyle ilerleyen tremolo yapısı, orkestral dokularla sürekli çarpışıyor. Bu çarpışma bazen gerçekten yoğun bir gerilim yaratıyor, bazen de parçanın odağını dağıtıyor.

'Panzer Fist'in en başarılı tarafı, sürekli yükselmek yerine kendi içinde farklı ağırlık merkezleri kurabilmesi. Albüm burada yalnızca hız veya kaos üzerinden ilerlemiyor; marş ritimleri, doom yavaşlamaları, Doğu melodilerini çağrıştıran motifler ve törensel çan kullanımlarıyla parçayı çok katmanlı bir suite formuna dönüştürüyor. Özellikle orta bölümde davulların stomp karakterine yaklaşması ve gitarların daha geniş armonik boşluklar bırakması, orkestral katmanların gerçekten kompozisyonu dönüştürmesine izin veriyor. Bu noktada kullanılan klasik enstrümanlar “dekoratif senfonik metal” çizgisinden uzaklaşıp parçanın dramatik mimarisine dahil oluyor.

Yine de albümün deneysel yönleri her zaman aynı ölçüde etkili değil. Ambient geçişler ve elektronik katmanlar kimi zaman atmosferi genişletirken, bazı bölümlerde yalnızca parçalar arası dolgu işlevi görüyor. TELOCH VOVIN’in esas gücü detaylı orkestrasyondan çok yoğunluk kontrolünde ortaya çıkıyor. Grup, black/death metalin alışıldık saldırganlığını yorumunun merkezine koymuyor, onu daha törensel, daha militaristik ve daha kaotik bir estetik içine yerleştiriyor.

Albümün görsel kimliği de bu yaklaşımı destekliyor. Kapak çalışmasının okült ve savaş temalı dili, müziğin sürekli ölüm, çöküş ve yıkım ekseninde dönen yapısıyla doğrudan örtüşüyor. Ancak burada ilginç olan nokta, grubun görsel estetiğinin modern “sinematik black metal” yaklaşımına kaymaması. Görseller hâlâ yeraltı hatta 90'lar black metal kültürünün kaba, tehditkâr ve ritüelistik tarafına bağlı kalıyor; bu da albümün cilasız prodüksiyon tercihiyle uyumlu bir bütünlük oluşturuyor.

"Towards The Inevitable", çağdaş black metalin giderek daha temiz, kontrollü ve post-prodüksiyon ağırlıklı üretim anlayışına karşı bilinçli biçimde düzensiz kalmayı seçen bir albüm. Bu tercih bazen riflerin etkisini zayıflatıyor, bazen de müziğe gerçekten rahatsız edici bir karakter kazandırıyor. TELOCH VOVIN burada türün sınırlarını kökten değiştirmiyor, ancak black/death metalin savaşçı ve okült damarını daha teatral, çok katmanlı ve törensel bir forma iterek kendi alanını belirginleştiriyor. Albüm, dinleyiciden teknik kusurları tolere etmesini değil, bu kusurların kaotik yapının parçası olarak nasıl işlediğini kabul etmesini talep ediyor.

OZY