ALBUM REVIEW
VINGULMORK - Barmhjertighetens Fallitt
Soğuk riffler, melodiler, agresyon ve dengesizlik

Yedi yıllık sessizligin ardından geri dönen bir grubun kendisini yeniden tanıtmak için büyük bir yön değişikliğine ihtiyaç duymaması belki de albümü ilginç kılan en önemli noktalardan biri. Oslo çıkışlı grubun ikinci uzunçaları, Norveç black metalinin soğuk gitar karakterini korurken riff yazımında thrash metalin keskinliğine, bazı bölümlerde death metalin ağırlığına ve melodik black metalin daha geniş armonik alanına başvuruyor. Bu birleşim ilk bakışta tanıdık gelsede; önemli olan VINGULMORK'un bu malzemeyi kırk yedi dakikaya yakın bir albüm boyunca ne kadar tutarlı biçimde taşıyabildiği.
'Ørkesløs' bu açıdan doğru bir başlangıç noktası. Gitarlar doğrudan öne çıkarken davullar parçayı sürekli ileri itiyor ve vokaller müziğin üzerinde ayrı bir katman gibi durmak yerine saldırgan yapının içine yerleşiyor. Fakat parçada yalnızca hızın belirleyici olmaması önemli. Rifflerin arasına yerleşen melodik çizgiler, VINGULMORK'un black metalin geleneksel soğukluğunu thrash metalin daha belirgin ritmik hareketiyle birleştirme yöntemini hemen ortaya koyuyor. 'Skam' de benzer bir dengeyi sürdürüyor; agresiflik korunurken tempo tek bir seviyede tutulmadığı için parça yalnızca sürekli hızlanan bir black metal egzersizine dönüşmüyor.

Albümün melodik tarafı 'Sitring'de daha belirgin hâle geliyor. Parçanın daha sakin başlayan yapısının sonrasında sertleşmesi, VINGULMORK'un kontrast kullanabildiğini gösteriyor. Buradaki melodiler müziğin sertliğini yumuşatmak yerine ona yön veriyor. Bu ayrım önemli, çünkü "Barmhjertighetens Fallitt" melodiyi black metalin saldırgan karakterinin karşısına koymuyor; ikisini aynı riff mantığının farklı yüzleri olarak kullanıyor. Gitarların keskin ve kuru karakteri de bu nedenle albümün en belirleyici unsurlarından biri. Atmosfer tek başına parçaları taşımıyor; rifflerin kendisi yeterince hareketli olduğu için atmosfer müziğin üzerine sonradan eklenmiş bir süs gibi kalmıyor.
Bununla birlikte grubun bestecilik yaklaşımı her zaman aynı ölçüde ikna edici değil. Bazı parçalarda fikirler birbirinin üzerine fazla hızlı ekleniyor. Riffler, melodik dönüşler ve yapısal değişimler arasında nefes almak için yeterince alan bırakılmadığında parçanın doğal akışı zayıflıyor. Özellikle melodik black metalin akılda kalıcı tarafı burada bir fırsat olarak ortaya çıkıp tam anlamıyla değerlendirilemiyor. Rifflerin kendisi güçlü olmasına rağmen bazı hook'ların parçadan bağımsız olarak hafızada kalmasını sağlayacak kadar sadeleştirilmediği hissediliyor. VINGULMORK'un problemi fikir eksikliği değil; kimi zaman bu fikirlerin hangisinin parçanın merkezinde durması gerektiğine karar vermekte zorlanması.
'Krigserklæring' ve 'Svart Time' bu açıdan albümün daha dengeli tarafını temsil ediyor. Özellikle bu iki parçada gitarların hareket alanı genişliyor ve thrash etkisi black metal dokusunun altında daha rahat hissediliyor. 'Svart Time'ın daha uzun yapısı, grubun farklı etkileri aynı kompozisyon içinde bir araya getirmesine imkân tanıyor. Norveç black metalinin soğuk armonik dili korunurken rifflerin ritmik karakteri parçayı daha doğrudan bir metal formuna yaklaştırıyor. Prodüksiyon da burada önemli bir rol üstleniyor: ses ağır ve doğrudan, fakat aşırı parlatılmış değil. Gitarların öne çıkması sayesinde melodik ayrıntılar duyulabiliyor; Jostein Stensrud Køhn'ün raspy vokalleri de enstrümanları tamamen örtmeden sertliğini koruyor.
Albümün daha kısa parçaları ise daha tartışmalı bir tercih. 'Avmakt', 'Fallitt' ve 'Nådestøt' gibi kısa bölümler ana parçalar arasında kesinti işlevi görüyor. Tek başlarına bakıldığında bunların her biri albümün atmosferine hizmet ediyor; ancak on iki parçalık bir akış içinde bu kadar kısa duraklamaların yerleşimi ritim duygusunu zaman zaman sekteye uğratıyor. Özellikle albümün zaten çok sayıda fikir ve yön değişimi içeren bestelerinde, dinleyicinin bir parçanın geliştirdiği müzikal fikre tamamen yerleşmeden başka bir bölüme geçirilmesi, ekibin elindeki malzemenin etkisini azaltabiliyor. Buradaki sorun kısa parçaların varlığı değil, albümün genel akışıyla kurdukları ilişkinin her noktada eşit derecede güçlü olmaması.
'Alarm' ise bunun tersine kısa olmasına rağmen doğrudanlığıyla işe yarıyor. Parça gereğinden fazla fikir taşımaya çalışmadan hız ve riff üzerine kuruluyor. 'Mannen og kråka' ise albümün başka bir ihtimalini gösteriyor. Daha melodik ve daha değişken yapısı, grubun yalnızca saldırganlık üzerinden tanımlanamayacağını ortaya koyuyor. Bu parçada grup, riffleri sürekli sertleştirmek yerine melodik gelişime daha fazla alan bıraktığında daha belirgin bir karakter kazanıyor. Albümün en dikkat çekici anlarından birinin burada ortaya çıkması tesadüf değil: VINGULMORK'ın farklılaşma ihtimali, daha fazla efekt veya daha karmaşık yapı kullanmaktan çok, mevcut melodik fikirlerini biraz daha sabırla geliştirmesinde yatıyor.
'Trolldom' ile birlikte müzik yeniden daha karanlık ve ağır bir hatta dönüyor, 'Brann' ise albümün temel bileşenlerini bir araya getirerek kapanışı yapıyor. Black metalin soğukluğu, thrash metalin hareketliliği ve daha ağır rifflerin oluşturduğu baskı burada aynı çerçevede buluşuyor. Bu çeşitlilik albümün önemli avantajlarından biri. VINGULMORK, melodik black metalin sık karşılaşılan tekdüze atmosfer sorununa tamamen teslim olmuyor; tempoyu, riff karakterini ve melodik yoğunluğu değiştirerek parçalar arasında belirgin farklar yaratabiliyor.
Yine de bu çeşitlilik ile dağınıklık arasındaki çizgi albüm boyunca zaman zaman inceliyor. Bazı eleştirilerin işaret ettiği üzere, VINGULMORK'un bestecilik kapasitesi ortaya koyduğu fikirlerden daha ileride görünürken, bazı düzenlemeler bu fikirlerin en etkili hâline ulaşmasını engelliyor. Tür açısından da tablo benzer. DISSECTION, AT THE GATES, DISMEMBER gibi referanslarla ilişkilendirilebilecek melodik ve riff merkezli yaklaşım; VREID, THYRFING veya eski Viking metalinin daha görkemli taraflarını hatırlatan bazı melodik eğilimlerle birleşiyor. Fakat bu referanslar albümü kendi başına ayırt edici bir konuma taşımıyor. VINGULMORK'un bugün için daha belirgin biçimde sahip olduğu şey, bu etkileri bir araya getirme biçimi; henüz bunların üzerine tamamen kendine ait bir bestecilik dili kurduğu söylenemez.
Bu nedenle "Barmhjertighetens Fallitt"i değerli kılan unsur yenilik iddiası değil, türün tanıdık araçlarını canlı tutma biçimi. Albüm, atmosferi müzisyenliğin yerine koymuyor; gitar riffleri gerçekten kompozisyonun merkezinde duruyor. Aynı zamanda melodiyi black metalin sertliğine karşı bir süs olarak kullanmıyor. Sorun, bu iki yaklaşımın arasındaki dengeyi her parçada aynı kesinlikle kuramaması. En iyi anlarında VINGULMORK, melodik hafızayı hız ve agresyonla birlikte çalıştırıyor; daha zayıf bölümlerde ise parçalar sahip oldukları fikirleri yeterince sindirmeden bir sonraki fikre geçiyor.
Yedi yıllık aranın ardından gelen bu albüm dolayısıyla bir "geri dönüş gösterisi" olmaktan çok, grubun hâlihazırda sahip olduğu müzikal araçları yeniden düzenlediği bir çalışma gibi duruyor. "Barmhjertighetens Fallitt" Norveç black metalinin sınırlarını yeniden çizme iddiasında değil; bunun yerine black metal, thrash ve death metal arasındaki geçişleri riff odaklı bir yazım anlayışı içinde kullanıyor. VINGULMORK'un bundan sonraki adımı için asıl belirleyici mesele de burada ortaya çıkıyor: ellerindeki sertlik ve melodiyi daha fazla fikir ekleyerek değil, hangi fikirlerin gerçekten kalması gerektiğini seçerek daha güçlü bir kimliğe dönüştürmek. Çünkü "Barmhjertighetens Fallitt"te o kimliğin parçaları zaten duyuluyor; henüz bütünüyle tek bir biçime dönüşmüş değiller.


