Interview
Blaster: “Cyber Speed Thrash”in Karanlık ve Fütüristik Haritası
Blaster, underground thrash metal sahnesinin sınırlarında gezinen, köklerini 80’ler ve 90’ların agresif ruhundan alırken bunu fütüristik ve bilimkurgu esintili bir anlatımla yeniden şekillendiren bir grup olarak öne çıkıyor. “Cyber Speed Thrash” olarak tanımladıkları yaklaşım, yalnızca bir tarz etiketi değil; rifflerin, hafızanın ve hayal gücünün aynı potada eridiği bir üretim alanına işaret ediyor.
Bu röportajda Blaster’ın kuruluş sürecinden bugüne uzanan yolculuğunu, underground’da kalma tercihlerinin ardındaki motivasyonu, müzikal etkilerini ve üretim felsefesini doğrudan Tuğrul’un anlatımıyla dinliyoruz. Old school thrash’in saldırganlığından modern metalin teknik imkanlarına, kolektif üretim fikrinden sahne ve kayıt arasındaki dengeye kadar uzanan bu sohbet, grubun dünyasına içeriden bir bakış sunuyor.

PitStop: Blaster’ın internette bıraktığı izlere bakınca, sanki hiçbir zaman tamamen görünür olmak istemeyen ama tamamen kaybolmayı da reddeden bir grup hissi oluşuyor. Sizce Blaster’ı yıllar boyunca ayakta tutan şey hırs mıydı, öfke mi, yoksa alışkanlığa dönüşmüş bir refleks mi?
Tuğrul: Blaster projesi temelde benim lise yıllarıma uzanıyor, o zamanlarda yapmaya başladığım metal bestelerini teyp kasetlerine kaydederdim, sonrasında üniversitede aldığım bilgisayar ile demo kayıtları yapıp bu tarz müzikle uğraşan insanlarla tanışmam sayesinde kendim gibi müzisyenleri bulma serüveni… Hani yabancıları dinliyorsun da etkileniyorsun ya, bunun yanı sıra vaktiyle 90’ların sonunda Türkiye’den Nekropsi - Mi Kubbesi , Pentagram - Trail Blazer, Cenotaph - Puked Genital Purulency, Kronik - Endless War , Suicide - Spiritual Mess , Ascraeus - Red, gibi gibi albümleri dinleyince bu iş burada da yapılıyor o zaman ben de beste yapmaya yoğunlaşayım olgusundan birçok kayıtlar yapmaya başlamıştım. Üniversitede de Tolga, Emre, Burak ile beraber çalıştıktan sonra herkes kendi kariyerine yöneldi, takip eden yıllarda da yine üniversite sınıf arkadaşım Gürdal ve Goremaster ile beraber müzik üretmeye devam ettik… Ve de bu kadroyla Blastology adında bir albüm kaydettik… Bu kayıt canlı, organik bir kayıttır, Death - Individual albümünün akustik gitarlar içeren progresif speed metal versiyonu gibidir.
Görünürlük konusunda underground’da kalma pozisyonu seçme olayımız var, kasıtlı bir tavırdan çok işin mutfağıyla uğraşmak mı yoksa sahnesinde olmak mı arasında gidiş gelişlerde de biraz mutfakta fazla kaldık sanırım. Ama iyi haber şu ki yayınlanmayı bekleyen çok fazla müzik ürettik, hatta müzik fabrikamızda underground camiada sağlam dostların bildiği birkaç albümlük kayıtlar oluştu… ve birçok şarkı da bitmiş durumda… Şu an bile dinleyince modern ve old school sentezi, biraz da progresif… Progresif müzik daima üretimi güncel kılar..
Grubu ayakta tutan olgu ise müzik üretmekten aldığımız keyif, yani aslında dinlediğimiz şarkılar gibi etkileyici güzel müzik yazabilir miyiz? Kaydet, dinle, beğendiysen zevkine, fikrine güvendiğin kişilere, mecralara yolla… bir şekilde kolektif bir üretim aslında… Sonra stüdyoya girip çalışırken üzerine yeni tribal groove’lar ekle… Gitar, bas, davul ve vokalin bir kafes dövüşü yapıp sonunda uyumlanması…
PitStop: Müziğinizde old school thrash’in saldırganlığı var ama tamamen nostaljiye yaslanan bir tavır da yok. Üretim aşamasında riffler ortaya çıkarken old school thrash mi daha baskın oluyor, yoksa yıllar içerisinde edindiğiniz birikimi Blaster'ın günümüz sound’unda görmek mümkün mü?
Tuğrul: Old school thrash kesinlikle apartmanın temelinde bulunan tarz evet, sonuçta ilk dinlediklerin ve sevdiklerin daima seninle beraber müziğinde kalıyor. Bunun yanı sıra old school müzik derken bizim ilk besteler bile Destruction & Annihilator vari riffler içerdiği için hiçbir zaman klasik old school gibi duyulmadık, kayıtlarda da biraz dijitallik olduğu için o da old school tarzdan ayıran bir mesele… ama sonuçta new tarz metale Djent riffler ve pop clean vokaller ardından brutaller diye bakarsan biz daha “old school” kalacağız tabii ki.
Biz iyi müzik yapmaya odaklanırken eski sevdiğimiz tarzı da müziğimizin içine yerleştiriyoruz. Sonuçta hem müzisyeniz, hem de ben ve Gürdal müzik eğitimcisiyiz, üniversitede de aynı sınıftaydık ve gitar ve metal çalıp çalışıp sabahladığımızda Slayer - Hell Awaits ile uyandırırdım onu… o daha çok Death - Individual Thought Patterns, Cynic & Pestilence tarzı inovatif albümleri severdi ve bak böyle yenilikler var kendimizi geliştirmeliyiz şeklinde beni daha iyi bir müzisyen olma yolunda teşvik etti.
Bu tarz müziklerdeki basmakalıp olmayan yaratıcı davulculara hayran olduğumuz için Cenotaph’ın Puked albümü ve Suicide - Spiritual Mess’te çalan Goremaster’a ulaşıp onunla beraber çalışıp beraber müzik yaptık ve hatta Ankara’daki Stüdyo Raven’da Blastology adlı bir albümümüzü kaydettik. Yakında onu da miksleyip yeni şarkılarla beraber bir double albüm de yayınlayabiliriz. Sorunun müzik üretim aşamasına da dönersek bahsettiğim gibi meslek olarak eğitimci taraftan geldiğimiz için yeni kitlenin dinlediği şeylerden gençler sayesinde de haberdar oluyoruz. Günümüzde enstrüman kullanımı konusunda çok genç yaşta birçok virtüöz seviyesinde genci görünce; yazacağın müzikte önemli olan şeyin ruh dolu müzik yazmak olduğunun önemi daha ön plana çıkıyor. En önemlisi ruh, yani özgün ürün ve müzisyen aslında yine çok yok maalesef, sanatın çoğu alanında bu noktada dünya… kozmetik ve göz boyamaya çok ağırlık verilip ruh sahibi şarkılar yine az… Bu noktada müziğimize inancım var… Teknik açıdan da bakarsak performe edilmesi zor bir müziktir Blaster müziği. Yani en basit riffi yaz en etkilisi olsun çizgisinde henüz gelmedik, iyi enstrüman kullanımı önemli.
PitStop: Şarkı isimlerinden genel atmosferinize kadar sürekli bir gerilim ve çöküş hissi var. Sizce thrash metali böyle agresif bir üslupla yorumlamak Blaster'ın bir parçası mı?
Tuğrul: O konseptler bir metal klasiği :) metal müzik kalabalıkları orta dünyanın orkları gibidir ve dünyaları kaotik, karmaşık ve kötümserdir. Şu an daha olgun şarkı sözleri yazmaya odaklanıyoruz, çoğu sanatçının şarkı sözlerinde kendini anlattığını görürsün, kendi yaşadıklarını, travmalarını, bu insanları iyi bilen tanıyan kişiler o şifreleri çözecektir. Mesela Dave Mustaine “In My Darkest Hour” liriklerinde Cliff Burton’a göndermeler yaparak en zor anımda Metallica’dan kovulmama dur diyemedin der ve Cliff’in öldüğünde bu serzenişi yazar, zihninde de bu konsepti bir sevgiliye yazar gibi de harmanlar, böyle böyle birçok şarkı yıkımlar hikâyesi gibi oluyor, bizim de kökenlerimizde yerinde yurdundan ayrılıp modern bir dünyaya göç edip modernize evrim geçirmeyi fütüristik temalarla harmanlama konseptleri var… Çocukluktan geleceğe dönüşümün hikâyeleri bizim şarkılar… Tabii yeni şarkı sözlerinde insanlığın kendini toparlayıp hep birlikte nasıl düzlüğe çıkacağı konusunda önermeler de var, bireyden evrene dönüşüm de var… şarkı sözleri de önemli…
PitStop: 2000’lerin başındaki web sitenize bakınca çok “ham” ve filtresiz bir underground ruhu hissediliyor. Bugünün sosyal medya düzeninde o dönemin samimiyetini korumak sizce zorlaştı mı?
Tuğrul: Sosyal medya iyi kullanılırsa reklamda her türlü faydayı sağlar… Her şeye rağmen samimiyet de ustalık ve “edep” isteyen bir duruş biçimi. Sonuçta illa ki birilerine rol modelsin, sonuçta bizler Death & Slayer gibi grupları seven müzisyenler olduğumuz için onlar gibi doğal ve samimi görüntüyü kendimize yakın hissediyoruz. O doğal duruş sevdiğimiz bir görsel tarz… Death albümlerinde de şöyle yazar, müziğe ağırlık verin…
PitStop: Blaster'ın sound’u sizi tanıdığımızdan bu yana speed thrash başlığı altında konumlandırılıyor. Bir müzisyenin kendi müziğini kategorize etmesi zordur ama siz Blaster'ın sound’unu nasıl yorumluyorsunuz?
Tuğrul: 10 şarkılık 2. demo CD bizdeydi, içinde “Cyber Speed Thrash” ibaresi geçiyordu. O speed metal şarkılarının üzerindeki fütüristik melodiler ve dijital sound bana müziği böyle tanımlattırmıştı. Bence Blaster sound’u aslında speed thrash tabanlı, ancak dinleyici dostlarımızdan yaptığım analizlere bakarsak biz bu tarzın içinden biraz farklı etkileri de sırtında taşıyor… bilimkurgu ve 80’ler animeleri ve Anadolu ezgileri… yani klasik thrash dinleyicisi için bizim şarkılarımızdaki trafikler daha kompleks ve karmaşık, şarkılarımız da biraz uzun. Blaster’ın içinde 80’ler tarzı fütüristik animeleri hatırlatan introslar, Death tarzı bas ve bateri kompozisyonları, hızlı ve melodik gitar soloları ve Slayer & Kreator etkisi hep var. Ama dinlerken bu etkilerin üzerine çok şey de koyduğumuzu fark edebilirsin… Bu grupların klasik albümlerinin zıttına, 90’larda kendi standartlarını zorladıkları sıradışı albümleri beni çok etkilemiştir. Mesela Kreator denince herkes “Extreme Aggression” derken ben 1995 “Cause for Conflict” derim. Hatta sana röportaj içinde enteresan bir bilgi vereyim; pandemi döneminde Kreator’un en sevdiğim albümü olan “Cause for Conflict”te davul çalan Joe Cangelosi ile bu şarkıları tekrar revisit yapıp gitar & bateri sessionları yapmıştık. Bu session videoları Joe’nun ve benim Facebook ve Instagram sayfalarımızda mevcut. Joe’nun bahsettiğim Kreator albümündeki deneysel davulculuğu ve aynı zamanda Whiplash grubunun “Insult to Injury” albüm kayıtlarında da yine Joe davul çalmıştır ki böyle sıradışı davul çalımları benim için çok büyük bir ilham kaynağıdır. Joe ile de beraber birkaç şarkı yazma düşüncemiz de uzun zamandır var… Nevermore’dan sonra başka bir Turkish & USA kollaboration…
PitStop: Underground metal sahnesinde yıllarca üretim yapmak bazen müzikten çok dayanıklılık meselesine dönüşüyor. Blaster içinde sizi yeni şeyler üretme çizgisinde tutan şey ne oldu?
Tuğrul: Müzik üretmekteki temel motivasyon etrafta sevdiğin müziği çok fazla bulamayıp kendi sevip dinlemekten keyif aldığın şarkıları inşa etmek diyebiliriz. Herkesin kendini ifade edecek bir şeylere ihtiyacı var. Bu ifade şeklinden memnun oluyorsan devamını da getirmek istiyorsun. Zor kısım ise de şu; en iyi şarkıları zaten yapan yapmış, yani Master of Puppets, Angel of Death gibi şarkıların olduğu dünyada hâlâ özgün ve güzel metal şarkılar yazabilmek… Tabii herkesin böyle dertleri olmasına gerek yok ama ben buna önem veririm.
Günümüze bakarsak üretimde bu titizliğe de ihtiyaç olduğunu görürsün. Herkesin sanat üretmekte bir motivasyon kaynağı var, bizimkisi de sevdiğimiz müzik tarzını yaşatmak…
PitStop: Yakın geçmişte “Brothers” isimli yeni teklinizi yayınladınız. Bu, grubun hâlâ canlı olduğuna dair oldukça umut verici bir işaret olmasının yanı sıra, grubu yakından takip edenler için yeni bir albüm umutlarını da canlandırdı. Yakın gelecekte yeni bir albüm var mı?
Tuğrul: Aslında “Brothers”dan önce “No Jihad No Crusade” diye bir single şarkı da yayınlamıştık, şarkı YouTube’da engellendi (violent içerik).. eski Blaster tarzında sert bir şarkı, belki YouTube’da kaldırılmadan önce izlemişsindir… “Brothers”a gelirsek evet bizim adımıza Spotify’daki ilk şarkımız diyebiliriz. Bu şarkının içinde çok şey kullandık, akustik gitarlar, daha önce denemediğimiz tarz epik vokaller… yani şarkının bir nakaratı var, artık bunlara önem veriyorum, eskiden gitarlar öncelikken vokaller 2. plandaydı. Bu hiyerarşiyi değiştirmeye çalışıyorum… Albüm konusuna gelirsek yayınlanmamış çok materyal var… Aslında günümüz dünyasında single’ları teker teker yayınlamak da iyi bir fikir olabilir. Sık sık ve tek tek de yayınlayabiliriz şarkıları, birçok güzel müzik ve kayıt yaptık. Yayınlanmayı bekleyen full length yepyeni bir albüm var ve içinde pandemi zamanında tanışmış olduğum Death ve Kreator’da daha önce çalmış konuk isimler de olacak.
PitStop: Grubun geçmişinde “Mind Disease”, “Chaotic Noise” gibi harika işler var. Geriye dönüp baktığınızda sizce bu kayıtların başına gelmiş şanssızlıklar nelerdir? Bununla bağlantılı olarak, bu kayıtları yeni bir mastering ile yeniden sunma fikri gündeminize hiç geldi mi?
Tuğrul: Burada güzel şarkılar var evet, yeni albüm şarkılarının yanı sıra bu materyalleri de bonus olarak yayınlamak güzel olabilir. “Chaotic Noise”da bir şarkı vardı “Speed Till Death”, Metal Archives ya da Encyclopaedia Metallum gibi bir sitedeydi sanırım, moderatörlerinden biri son 10 yıldır yapılmış çok çok iyi enstrümantal speed metal şarkılarından biri yazmıştı, o şarkılar da güme gitmesin diye tekrar bir remaster yapılabilir, güzel de olur… iyi fikir bu.
PitStop: Sizi sevenler Blaster’ı en yakın tarihte ne zaman canlı izleyecek?
Tuğrul: Blaster’ın halihazırda 2 üyesi zaten Suicide grubunda da aktif müzisyen, o yüzden zaten beraber çalan kişiler (Cem & Gürdal) onlar sık sık Suicide’ın kayıt ve konserlerinde bir araya gelmekteler, biz de 2 gitarist olarak (Tuğrul & Mete) aynı şehirde yaşamaktayız. Uzun zaman sonra en son Heavy Stage Fest’te bir araya gelip şarkılarımızı Blastology albümümüzdeki versiyonlarıyla çaldık ve güzel bir performans oldu ki onlar yeni şarkılara nazaran daha karmaşık ve çalması zor eserlerdir. Kişilik olarak da belli ciddiyette müzisyenleriz. Bir araya gelince güzel stüdyo performansları oluyor…
PitStop: Eğer Blaster’ın bütün geçmişini tek bir mekâna dönüştürmek zorunda olsaydınız; mesela bir sokak, bina, bar, savaş alanı ya da harabe… nasıl bir yer olurdu?
Tuğrul: Güzel bir soru, bazı şarkılarımızı dinlerken bir savaş sahnesi zihnimde oluşur, yani mesela “Brothers”ın blastbeat’lerinde antik bir piramidin tepesinde 4 fütüristik savaşçıyız ve her taraftan saldıran alienlar var… al sana mekân :) Bazı şarkılardaki bazı bölümler bana bir savaş aracını anımsatır mesela bir savaş uçağı gibi. Şarkılarımızdaki çoğu bölüm kafamda çocukluğumda izlemiş olduğum çizgi film introlarını anımsatır. Hani çocuklar bir robota biner ve büyük bir robot savaşçı olur. Şarkılarımızın introlarında bu enstantaneleri hep hissediyorum…… Sanırım 4 kişilik bir müzik grubu 4 aslanlı bir Voltron gibi, 5. aslan da dinleyiciler :)
https://www.instagram.com/blastermetal/
https://www.facebook.com/blastermetal?

