Independent

Black Metal

09/10


Bazı albümler ilk notalarıyla değil, ilk sessizlikleriyle konuşur. Die Welt Die Wir Begruben, yalnızca karanlık bir atmosfer kurmakla kalmıyor; bu atmosferi inşa ederken kullanılan her enstrümanı, sözlerdeki her bir kelimeyi hatta her boşluğu titizlikle seçiyor. Würzburg çıkışlı Anheim, bu albümle sadece müzikal bir adım atmıyor; aynı zamanda kendi içsel mezar taşlarını da kazıyor. Her parça, gömülmüş bir dünyadan kalan tortuları anlatıyor ya da daha doğrusu, onlarla yüzleşmemiz için bizi çağırıyor.

Albümün açılışını yapan "Galgenbaum", klasik bir giriş parçası gibi davranmıyor. Dışavurumcu gitarlar ve bastıran davullar bir "hoş geldin" değil, bir "kaçamazsın" fısıltısı taşıyor. Andergrout'un yırtıcı vokalleri, ritmik olmayan bir öfkenin değil; sistematik, planlı ve sabırlı bir çöküşün habercisi gibi. Albüm ilerledikçe bu kontrol duygusu kaybolmuyor, aksine her parçada biraz daha içe kıvrılıyor.


"Roter Staub" bu albümün mihenk taşı. İçsel bir tufanın kıyısında başlayan bu parça, temposunu ve sertliğini sürekli değiştirerek dinleyicinin dengesini bozan bir yolculuğa dönüşüyor. Bass gitarın burada aldığı rol alışıldık Black Metal kalıplarının ötesinde: Sadece bir ritim aracı değil, duygu yüklü bir anlatıcı. Özellikle parçanın ortasında beliren sakinlik, ardından gelen yırtıcı geçişlerle neredeyse sinemasal bir yapı oluşturuyor. Bu, yalnızca teknik beceri değil; dramatik kurgu anlayışı.

"Ascheschrein" adlı parçada ise org dokunuşları ve geriye çekilmiş vokal miksiyle başlayan deneysel atmosfer, kademeli olarak gergin bir yırtıcılığa dönüşüyor. Bu parçada gitarlar bir melodi çizmekten çok bir yapı kuruyor sanki-tuğla tuğla inşa edilen bir korku duvarı gibi. Finaldeki ani hızlanma, bu yapının üstüne çöken bir enkaz etkisi yaratıyor.

"Sonnenseher" albümün en sade fakat en çarpıcı anlarından biri. Doom dokunuşlu açılışıyla sahneye çıkan bu parça, tempo değişimlerini doğrudan bir dramatik anlatım aracı olarak kullanıyor. Ne eksik ne fazla: Melodi bir çığlık atmıyor ama kendini duyuruyor, tam da olması gerektiği kadar yer kaplıyor. Bu ölçülülük, albümün tematik yükünü hafifletmiyor; aksine daha tehditkâr bir derinlik kazandırıyor.

"Silbernes Haar"da ise grup farklı vokal renklerini (kadın vokal ve çığlıkların zıtlığı) dramatik bir yapı içerisinde buluşturuyor. Militarist bir davul yürüyüşü eşliğinde ilerleyen bu parça, atmosferik derinliğiyle öne çıkıyor. Yer yer Post-Metal'e yaklaşan ritmik kırılmalar, şarkının ortasında giren solo ile birleşerek adeta bir tür içsel ayinin müziğine dönüşüyor. Burada asıl dikkat çeken şey, teknik gösterişten kaçınan ama buna rağmen görkemli duran bir anlatım dili.

Prodüksiyon detayları da bu anlatımı taşıyacak güçte: Groza'dan P.G.'nin dokunuşuyla şekillenen ses manzarası; hem soğuk hem net, hem de basıncını her an hissettiren bir mix sunuyor. Hiçbir enstrüman diğerini ezmiyor ama geri de durmuyor. Vokal efektleri, aşırılığa kaçmadan, yalnızca karanlığı yoğunlaştırmakla görevli. Gitar tonları, yalnızca melodik yapı değil, aynı zamanda bir tür doku sunuyor-kan rengi bir sis gibi yayılıyorlar her parçanın üzerine.

Tematik olarak albüm yalnızca bir "gömme" eylemiyle değil, aynı zamanda bu gömmeye tanıklık edenin kimliğiyle de ilgileniyor. Anheim burada, dışsal bir karanlığı değil, içsel bir çürümenin sessizliğini anlatıyor. Bu yüzden albümün herhangi bir anı, klasik bir patlama ya da catharsis sunmuyor. Çünkü anlatılan şey, çözüme ulaşan değil; çözümsüzlüğü kabul eden bir ruh hali


Son parça olan bonus kayıt, albümün önceki dönemine selam çakarken, bu dönüşümün nereden başladığını da gösteriyor. Bir kapanıştan çok, bir tekrar kazı eylemi gibi.

Die Welt Die Wir Begruben, türsel olarak Melodic Black Metal içinde dursa da; müzikal olarak zamanın dışına çıkıyor. Ne retro, ne yenilikçi; sadece kendi zamanında, kendi çürümesinde yaşayan bir albüm bu. Anheim artık sadece bir grup değil, mezar taşlarının arasında yankılanan bir hafıza biçimi. Dinlenmesi kolay değil, sindirilmesi daha da zor. Ama gerçekten hissetmek isteyenler için; bu albüm, günümüz black metal sahnesinin en içli fısıltılarından biri.