Nuclear Blast Records
Death Metal
8.5/10

Bazı gruplar yıllar geçtikçe yaşlanmıyor; yalnızca daha az konuşup daha sert vurmaya başlıyor. Immolation tam olarak böyle bir yerde duruyor artık. “Descent”in en dikkat çekici tarafı teknik kapasitesi ya da kırk yıla yaklaşan istikrarı değil. Bunlar zaten beklenen şeyler. Asıl mesele, grubun artık kaos üretmek için ekstra çabalamıyor oluşu. Immolation, yıllar içerisinde biriktirdiği tecrübenin refleksiyle ölümün nefesini kaosun sırtına yükleyen azrail gibi soundunu bütün dünyaya taşıyor.

Inline image


Albümün genel karakteri şaşırtıcı ölçüde doğrudan. Özellikle son dönem işlerinde hissedilen o labirentimsi yapı bu albümde geri çekilmiş; riffler hâlâ eğri, hâlâ huzursuz, ama ilk kez bu kadar net biçimde hedefe yürüyorlar. Robert Vigna’nın gitar yazımı yine kendi geometrisini kuruyor: sanki riffler düz ilerlemek yerine yorumlaması zor geometrik şekiller oluşturuyor. Fakat “Descent”i farklı yapan şey, bu disonansın artık gösterişli bir karmaşa gibi değil, bilinçli bir sıkıştırma hissi yaratması. Şarkılar büyümüyor; daralıyor. Dinledikçe insanı içine kilitliyor.

Bu yüzden albümün en güçlü anları patlama noktaları değil. Tam tersine, tempo düştüğünde ortaya çıkan ağırlık çok daha etkileyici. “False Ascent” ve “Bend Towards The Dark” gibi parçalar brutalitenin salt blast beat ve hızlı tremolo rifflerle ilgili olmadığını hatırlatıyor. Buradaki groove anlayışı, eski usul death metal hantallığının ötesinde kontrollü bir baskı mekanizması. Steve Shalaty’nin performansı özellikle bu noktada albümün görünmeyen omurgasına dönüşüyor. Blast beat’ler etkileyici, evet, ama asıl maharet geçişlerde. Sürekli bir saldırı hissi yaratırken ritmi tamamen mekanikleşmekten kurtarıyor.

Albümün prodüksiyonu da benzer bir dengeye sahip. Fazlasıyla temiz ama steril değil. Gitar tonunda grubun önceki işlerinden alışık olduğumuz neredeyse fiziksel bir yoğunluk, "Descent" soundunda da hissediliyor; özellikle orta tempolu bölümlerde riffler havada asılı kalmıyor, doğrudan gövdeye çarpıyor. Burada modern death metalin sık düştüğü “her şeyi devleştirip, teknolojinin nimetleriyle dev gibi görünüp ama ardından hiçbir ağırlık bırakmama” problemi yok. “Descent”ın soundu, ekstra bir çabaya gerek duymadan doğası gereği büyük bir kütleye sahip.

Yine de albüm kusursuz değil. Ross Dolan’ın vokalleri işlevini eksiksiz yerine getiriyor ama bazen müziğin geri kalanındaki hareketliliğin gerisinde kalıyor. Gitarlar sürekli biçim değiştirirken vokaller çoğu zaman aynı tempo tonunda sabitleniyor. Bu durum albümün atmosferine zarar vermiyor belki, fakat bazı bölümlerin hafızada daha derin yer etmesini de engelliyor. Özellikle şarkıların birbirine yakın yoğunlukta ilerlediği orta bölümde bu tekdüzelik hissediliyor.

Bu albümün derdi unutulmaz nakaratlar ya da dramatik zirveler yaratmak değil. Immolation'dan yıllar boyunca duyduğumuz soundun getirdiği alışkanlık bu değil zaten. Grup imzasını hiçbir zaman geçici şok anlarıyla atmadı, daha çok sürekli basınç uygulayarak yaptı. Bu albümde de aynı yoldan ilerliyor. Albüm bittikten sonra akılda kalan belirli melodilerden çok ezici bir sıkışma hissi oluyor; sanki müzik, albümü dinlediğiniz ortamın oksijenini biraz azaltıyor.

Birçok eski death metal grubunun bugün hâlâ “agresif” görünmeye çalıştığı düşünülürse, “Descent”in en değerli tarafı kendini kanıtlama ihtiyacı hissetmemesi. Albüm yeni bir yön açmıyor. Hatta bazı anlarda bilinçli şekilde kendi sınırlarının içinde dolaşıyor. Ama bunu öyle bir özgüvenle yapıyor ki, ortaya çıkan şey nostaljik değil; neredeyse tehditkâr biçimde yenilikçi. Immolation burada geçmişini tekrar etmeden kendi dilini artık ne kadar etkili ve ekonomik kullanabileceğini gösteriyor.


OZY