Inline image

MISTIGO VARGGOTH DARKESTRA'nın hikâyesinde zaman kavramı başlı başına müziğin bir parçası. Projenin önceki iki albümünün ardından geçen yirmi yedi yıl, "Shattered Gates of Apocalypse"ı salt gecikmiş bir dönüş albümünden farklı kılarak, eski bir fikrin bugünün ses dünyasıyla yeniden kurulması hâline getiriyor. Varggoth'un bütün enstrümanları ve vokalleri üstlendiği bu çalışma, geçmişteki kozmik ambient, dungeon synth ve elektronik temelleri korurken, bunları artık belirgin biçimde black metal ile karşı karşıya getiriyor. Üstelik albüm, planlanan bir üçlemenin ilk bölümü olarak konumlandırılıyor.

Buradaki önemli değişim, elektronik altyapının black metal unsurlarına eşlik eden dekoratif bir katman olarak kullanılmaması. Albümün on parçası, ambient karakterli bölümler ile black metalin ağırlık kazandığı parçalar arasında gidip gelirken iki yaklaşımın birbirinin alanını sürekli değiştirmesine izin veriyor. Sentetik sesler ritmik ve atmosferik zemini belirlerken tremolo gitarlar bu zeminin üzerine yalnızca agresyon eklemiyor; müziğin uzaylı ve tekinsiz hissini daha somut bir forma taşıyor. Bu nedenle "Shattered Gates of Apocalypse", klasik anlamda bir black metal albümü olmadığı gibi ambient elektronik bir çalışma olarak da tek bir hatta ilerlemiyor.

Albümün elektronik tarafında özellikle ses tasarımı belirleyici. "Shattered Gates of Apocalypse" ve "Candles", geniş ve boşluk hissi taşıyan ambient alanlar yaratırken "Blind Stargazer" analog karakterli synth dokularıyla daha fiziksel, hatta huzursuz bir atmosfer kuruyor. Burada eski çalışmaların dungeon synth ağırlığı büyük ölçüde geride bırakılmış. Yerine daha ritüel, kozmik ve zaman zaman endüstriyel bir elektronik yaklaşım geliyor. Prodüksiyonun çağdaşlaşması da bu dönüşümün önemli bir parçası. Sesler artık geçmiş dönemin kısıtlı imkânlarının estetik bir sonucu gibi değil, albümün atmosferini bilinçli biçimde şekillendiren bir tasarımın parçaları gibi duyuluyor.

Inline image

Black metalin devreye girdiği anlarda ise albüm belirgin biçimde daha ilginç bir karakter kazanıyor. "Hybrid Life Syndrome", mekanik elektronik altyapıyla tremolo gitarları birbirine eklemlemek yerine bu iki yapının aynı ritmik ve atmosferik organizmanın parçaları gibi çalışmasını sağlıyor. "Hollow Solitude"da gitarların soğuk saldırganlığı ile elektronik ritimlerin katı düzeni arasındaki gerilim daha açık hissediliyor. Vokal kullanımı ise bu yoğunluğun sürekli merkezinde değil. Derin ve törensel karakter taşıyan vokal pasajlarıyla anlatımsal bölümler albümün gizemli tarafını desteklerken, black metal vokalleri yalnızca belirli parçalarda öne çıkıyor. Bu ölçülü kullanım, vokali başlı başına bir gösteri unsuruna dönüştürmek yerine atmosferin bir bileşeni olarak tutuyor.

Bu yaklaşımın en başarılı tarafı, türleri yan yana koymak yerine aralarındaki sınırları bulanıklaştırdığı bölümler. "Fanged Skies"ın distorsiyonlu gitarlarla daha sakin, trip-hop'a yaklaşan elektronik anları aynı parça içinde bir araya getirmesi bunun iyi bir örneği. "Universal Whiplash Doctrine" ve "Into the Great Void" gibi parçalar da albümün genel kozmik yöneliminin içinde işlev görüyor. Böylece elektronik müzik ile black metal arasında basit bir füzyondan ziyade, iki farklı ifade biçiminin aynı atmosferi üretmek üzere kullanıldığı bir yapı ortaya çıkıyor.

Ne var ki albümün bütün parçaları bu sentez seviyesine ulaşamıyor. İkinci yarıda "Distant Explosions of Hope" daha çok bir ara bölüm işlevinde kalırken, "No Peace Remains" güçlü fikirler taşımasına rağmen bunları yeterince geliştiremeden sona eriyor. Özellikle kısa süresi, parçanın potansiyelini tamamlanmış bir kompozisyona dönüştürmesini engelliyor. Dolayısıyla sorun fikir eksikliği değil, bazı fikirlerin albümün daha başarılı bölümlerinde görülen yoğunlukta işlenmemesi. Bu da yaklaşık elli dakikalık çalışmanın bütününde hissedilen süreklilik problemini açıklıyor.

"Shattered Gates of Apocalypse"ın geçmişle bugün arasındaki farkı da burada ortaya çıkıyor. MISTIGO VARGGOTH DARKESTRA'nın ilk dönemindeki ham elektronik/ambient yaklaşımın temel fikri hâlâ mevcut, fakat bestecilik çok daha kontrollü ve ses dünyası çok daha belirgin. Buna karşılık albüm, her deneysel fikri aynı ölçüde ikna edici bir sonuca ulaştıramıyor. En güçlü anlarında black metalin gitar dili, elektronik ritimlerin mekanik yapısı ve geniş ambient boşlukları birbirini tamamlıyor; daha zayıf bölümlerde ise bu unsurlar yalnızca aynı parçada bulunuyor.

Bu nedenle "Shattered Gates of Apocalypse"ı değerli kılan şey, yirmi yedi yıllık aradan sonra geri dönmüş olması kadar, eski projenin kimliğini güncel bir üretim anlayışıyla yeniden düşünmesi. Albüm henüz bütün parçalarında aynı kompozisyonel yoğunluğu yakalamıyor, fakat özellikle black metal ile elektronik müziğin kesiştiği bölümlerde MISTIGO VARGGOTH DARKESTRA'nın yalnızca geçmişe dönmediğini, o geçmişteki fikri farklı bir müzikal ölçeğe taşıdığını gösteriyor. Üçlemenin ilk bölümü olarak düşünüldüğünde, burada asıl merak uyandıran nokta tamamlanmış bir sonuçtan çok, bu iki dünyanın bundan sonra ne kadar ileri götürülebileceği.

Inline image

​https://www.facebook.com/mistigovarggothdarkestra

https://www.youtube.com/@MistigoVarggothDarkestra