Nuclear Winter Records

Death Metal

09/10


Modern death metalin ritüelistik zaferlerinden biri değil bu albüm. Altar of Brutality, daha çok, yıllar boyunca çökmüş bir kriptanın sessizliğinden türeyen öfkeli bir yankı gibi... San José'nin arındıran yağmurlarında filizlenen Mortual, üç EP'lik ölü tozlu yürüyüşünün ardından ilk tam uzunluktaki manifestosuyla karşımıza çıkıyor: Sekiz parçalık bu kutsal lanet, yalnızca bir müzik albümü değil; çürümüş inancın, karanlığa olan fanatik sadakatin ve kutsal olan her şeye duyulan kine dair kanlı bir yemin.


Prodüksiyon öyle mekanik, öyle steril değil; ama bu bir eksiklik değil, aksine Mortual'un müziğine yeraltı otantisitesini, bir tür arkaik ibadet duygusunu kazandıran temel unsur. Davul tonlarının kasti olarak "fazla yüksek" olmaması, blast beatlerin yalnızca bir saldırı aracı değil, kompozisyonun içinde zaman zaman gerilim üreten kırılma noktaları gibi çalışmasına olanak tanıyor. Özellikle "Morbid Oath" gibi parçalarda davulcu Chalo'nun (Chemicide'dan transfer) kimi zaman kaburgaları döven kimi zaman da ayinvari ilerleyen dokunuşları, albümün dinamik yapısını sırtlıyor. Bu noktada grup, ekstrem hızın ve düzensizligin sınırlarında dolaşırken bile kontrolü yitirmeyen nadir bir disiplin sergiliyor. Altar of Brutality, her an patlayabilecekmiş gibi duran bir öfke kazanı ama taşmıyor - bu da onu daha tehlikeli kılıyor.

Gitarların yapısı ise klasik Floridalı death metalin (özellikle Monstrosity ve Malevolent Creation etkileri açık) ve Güney Amerika'nın Mortem-Masacre türü death/thrash kökenli vahşetinin kavşak noktasında örülmüş. "Mortuary Rites" bu açıdan albümün ilk dakikasında dahi tüm vizyonu gözler önüne seriyor. Şarkının ikinci dakikasında tempo aniden yavaşlıyor, gitarlar içe çöküyor, ve burada Mortual'un yalnızca gaz pedalına basmakla ilgilenmediğini, aksine çürümeyi adım adım duyumsatmak istediğini fark ediyorsunuz. Sonraki parçalarda da bu yapısal geçişler sıkça tekrarlanıyor: bir riff cehennemi içinde ilerlerken birden cenaze temposuna düşen bölümler, dinleyiciye zaman ve mekân algısını kaybettiren bir mistisizm sunuyor.


Vokalist Justin Corpse'un performansı, türün sınırlarında gezinen tipik guttural üsluptan fazlası: Özellikle "Dismember the Martyr"da yankılanan boğuk iniltiler, Mortual'un yalnızca müzikal değil, tematik olarak da bir "beden parçalayıcı" ritüelin parçası olduğunu hissettiriyor. Bu noktada vokal, enstrümantasyona eklemlenmiş bir enstrüman gibi çalışıyor, öne çıkmak yerine müziğin içinde eriyor - ve işte bu, albümün bütünselliğini değerli kılıyor.


Özellikle dikkat çeken bir diğer yapı taşı da Mortual'un "durağanlık" korkusu taşımaması. Her parça, yapısal olarak bir tür spiral gibi tasarlanmış: başlıyor, tırmanıyor, çözümleniyor, ve sonra yeni bir varyasyona dönüşüyor. "Possessed By Ritual" gibi parçalar, her riff değişiminde farklı bir laneti anlatıyor sanki bazen kaburga kemiğinden oyulmuş bir bıçakla, bazen mezar toprağına gömülmüş paslı bir zincirle. Bu kadar kısa sürede (yaklaşık 35 dakika) bu kadar fazła fikirle karşılaşmak, bir "ilk albüm" için alışıldık değil. Mortual, sanki yıllardır bu laneti kusmayı bekliyormuş gibi bir tavırla, hiçbir anı boşa harcamıyor. 


Ancak bu öfke yalnızca fiziksel bir şiddet değil. Altar of Brutality, ilk bakışta et yırtan, kan kusan bir albüm gibi görünse de, derinlemesine dinlendikçe bu saldırganlığın içinde neredeyse ritüelistik bir yoğunluk beliriyor. Sanki bu müzikal kıyım, sadece yok etmek için değil, daha büyük bir anlam arayışına aracılık etmek için var edilmiş. "Abominable Devotion" gibi parçalar yalnızca brutal yapılarıyla değil, aynı zamanda sapkınlığa yaklaşan ruhani bir başkaldırıyla da dikkat çekiyor. Bu da albümün yalnızca ses düzleminde değil, içeriksel olarak da karanlık bir vecd taşımasını sağlıyor.


Sonuç olarak Altar of Brutality, yalnızca iyi bir ilk albüm değil; iyi tarif edilmiş, iyi deşilmiş ve iyi acıttırılmış bir ilk albüm. Bu albüm Mortual'un yeraltı müzik haritasındaki noktasını sabitlemekle kalmıyor, aynı zamanda grubun kendi mezarını da kazmaya başladığını ilan ediyor. Çünkü bu türde bu kadar kontrollü bir öfke sergilemek, sonraki adımı daha da karanlık, daha da yıkıcı kılmak zorunda. Eğer bu bir kurban sunaksa, müzik değil biz parçalanıyoruz. Ve bu parçalanış, başlı başına bir ibadet haline geliyor.