ALBUM REVIEW
VICTIMS OF CONTAGION - Egregore
Teknik death metal, progresif yapılarla yeniden şekilleniyor.

Underground sahneyi derinlemesine incelemek ve yeni cevherler bulmak beni her zaman cezbetmiştir. Belki de bu konuda en heyecan verici sahne US Death Metal sahnesi. VICTIMS OF CONTAGION neredeyse yedi yıllık bir aranın ardından unutulmak üzere olan bir soundu yeniden canlandırıyor. İlk bakışta "Egregore", teknik death metalin alışıldık gösteri alanını genişleten bir kayıt olarak duruyor. Pittsburgh çıkışlı grubun 2014 tarihli "Parasitic Unborn" EP'si ve 2019'daki "Lamentations of the Flesh Bound" albümüyle şekillenen çizgisi burada daha progresif, daha yoğun ve bestecilik açısından daha kapsamlı bir yapıya dönüşüyor. Yedi parçalık bu kayıt, karmaşıklığı tek başına bir hedef hâline getirmek yerine farklı müzikal fikirleri aynı kompozisyon içerisinde birbirine bağlamaya çalışıyor.
İlk dikkat çeken unsur ritmik yoğunluk. Hızlandırılmış tempolar, poliritmik düzenlemeler ve blast beat odaklı bölümler parçaların hareket alanını sürekli değiştirirken, daha ağır groove'lar bu yüksek hızın arasında belirgin karşı ağırlıklar oluşturuyor. Böylece albüm yalnızca kesintisiz bir teknik gösteriye dönüşmüyor. Hızın ardından gelen ağır riffler, bestelerin fiziksel ağırlığını yeniden kuruyor; bazı bölümlerde ise tekrar ve döngü hissi, müziğin teknik tarafını daha mekanik bir karaktere taşıyor. Bu geçişlerin işlevi önemli, çünkü VICTIMS OF CONTAGION karmaşıklığı sürekli artırmak yerine yoğunluğu farklı ritmik ölçeklerde dağıtıyor.

Gitarlar ise bu yapının asıl hareket noktası. Chuck Forsythe ve Anthony Zello'nun birlikte kurduğu çift gitar düzeninde neoklasik hassasiyet, buz gibi tremolo pasajları, parçalı palm muting, teknik sololar ve birbirini tamamlayan riff katmanları öne çıkıyor. Eski dönem death metalinin doğrudan saldırganlığı burada kaybolmuyor; DEATH, SUFFOCATION, GORGUTS ve ATHEIST gibi türün temel referanslarıyla kurulan bağ, özellikle rifflerin keskinliğinde ve bestelerin yüksek enstrümantal disiplininde hissediliyor. Fakat "Egregore" bu mirası olduğu gibi yeniden üretmekten çok, üzerine progresif ve poliritmik katmanlar ekliyor. Bazı bölümlerde thrash ve black metal etkili pasajların devreye girmesi, gitarların yalnızca teknik yoğunluğu artırmak için değil, albümün tonal ve ritmik yönünü değiştirmek için de kullanıldığını gösteriyor.
Bu kadar sık fikir değiştiren bir yapıda melodinin kaybolması kolay olurdu. VICTIMS OF CONTAGION'ın daha başarılı olduğu noktalardan biri, teknik ayrıntıyı melodik hatırlanabilirlikle sürekli karşı karşıya getirmemesi. Rifflerin üzerine yeni riffler bindirilirken kontrpuanlar, sololar ve atmosferik bölümler devreye giriyor; buna rağmen besteler tamamen soyut bir egzersize dönüşmüyor. Yer yer kullanılan akustik pasajlar da bu yoğunluğu kırmak için dekoratif bir ara bölüm işlevinden fazlasını üstleniyor. Özellikle ağır groove'larla birlikte düşünüldüğünde, albümün sürekli yükselen teknik temposuna nefes alanları kazandırıyor.
Chris Edison'ın vokalleri de bu yoğun kompozisyonların üzerinde yalnızca geleneksel bir death metal katmanı olarak kalmıyor. Guttural vokaller ile tiz çığlıklar arasında geçiş yapan performans, temiz vokale hiç başvurmadan farklı dokular yaratıyor. Vokal çizgisinin kimi anlarda enstrümantasyonun bir parçası gibi davranması, özellikle gitarların ve davulların aşırı hareketli olduğu bölümlerde önemli. Bu nedenle vokal, yoğunluğu açıklayan değil, onu daha da biçimlendiren bir unsur hâline geliyor.
Albümün prodüksiyon ve icra anlayışında da ayrıntıya verilen önem belirgin. Davulların poliritmik düzenlemeleri taşıyabilmesi, basın yoğun gitar dokusu içerisinde işlevini koruması ve gitarların teknik ayrıntıları birbirini tamamen örtmeden duyurabilmesi, bu ölçekteki bestelerin anlaşılabilir kalması açısından kritik. Label metninde vurgulanan titiz kayıt ve düzenleme süreci, müziğin genel yapısında karşılığını buluyor: burada karmaşıklık rastgele bölümlerin üst üste eklenmesinden değil, farklı fikirlerin aynı kompozisyon içinde kontrollü biçimde kullanılmasından kaynaklanıyor.
Yine de "Egregore"nin bütün çekiciliği erişilebilirlikten gelmiyor. Riff sayısının yüksekliği, sık tempo değişimleri, poliritmik yapılar ve sürekli hareket hâlindeki gitarlar albümü ilk dinleyişte kolay çözülen bir çalışma olmaktan çıkarıyor. Ancak bu yoğunluk, bestelerin kendi içindeki melodik ve ritmik bağlantılar sayesinde tamamen kapalı bir yapıya dönüşmüyor. Tam tersine, tekrar dinledikçe ilk anda birbirinden kopuk görünen parçaların nasıl aynı kompozisyon mantığı içerisinde yerleştirildiği daha belirginleşiyor.
Bu açıdan "Egregore", VICTIMS OF CONTAGION'ın geçmişindeki teknik death metal mirasını terk etmiyen; onu daha geniş bir progresif çerçeveye yerleştiren bir çalışma. Eski okul saldırganlığı, neoklasik gitar disiplini, blackened tremolo kullanımı, groove ve poliritmik yazım aynı albüm içerisinde birbirini dışlamadan çalışabiliyor. Bunun karşılığında müzik, kolay tüketilen bir teknik death metal gösterisinden ziyade ayrıntıları arasında dolaşmayı gerektiren bir yapıya kavuşuyor. Yedi parçanın tamamında bu yoğunluğu koruyabilmek albümün en önemli bestecilik başarısı. "Egregore", teknikliği bir vitrin olarak kullanmak yerine onu riff, ritim, melodi ve atmosfer arasındaki ilişkileri çoğaltmak için kullandığında VICTIMS OF CONTAGION'ın bugün neden yalnızca eski okul teknik death metalinin devamı olarak okunmaması gerektiğini gösteriyor.


